
|
|
||||||||
![]() |
![]() Video Galeri
![]() Foto Galeri
![]() ![]() |
|||||||
![]() |
||||||||
| 3 Haziran 2010, Perşembe 10:24
![]() İnsanlar daha iyi yaşayabilmek ve mutlu olabilmek amacıyla sistemler geliştirmişlerdir. “ Devlet Sistemi”, “ Siyasi Sistem”, “ Ekonomik Sistem”, “ Sosyal Sistem”, “ Kültürel Sistem” sonuç itibariyle insanlar tarafından geliştirilmiş birer beşeri tasavvurlar, beşeri sistemlerdir. Bütün beşeri sistemler insanlar tarafından kurulur, insanların katılımıyla yürür ve insana hizmet için vardır. Bu nedenle bütün sistemler araçtırlar. Beşeri sistemler kurulurken, insan doğasının tanımına göre ortaya çıkar. Yani her sistem insan doğasın ait kabulleri merkeze alarak geliştirilirler. İnsan doğasına ilişkin kabuller her beşeri sistemde farklılıklar gösterdiği için, sonuçta beşeri sistemler de birbirlerine göre farklılıklar göstererek tebarüz ederler. İnsan doğasının bir gerçek yönü vardır, bir de kabul edilen unsurları ihtiva eden varsayımsal yönleri vardır. İnsan doğasını bir bütün olarak tanımlayan sadece din kurumudur. Bu nedenle dinin tanımladığı insan doğası gerçektir. Dinin tanımladığı insan doğası, nefs ve ruh ikilisinin bileşimidir. İnsanın özü ruh’tur. Nefs denilen şey de aslında ruh’tur, maddi bir şey değildir. Nefs ruh’un en düşük seviyedeki süfli haline verilen bir isimdir. Beşeri bilgi alanlarında, özellikle bilim ve felsefe alanlarında nefs ve ruh ikilisi, insanın dışsal ve içsel boyut diye ifade edilir. Biz de bu anlayışa göre insanın içsel yönünü yani ruhsal yönünü içsel davranışlar; insanın dışsal yönünü yani nefsi yönünü de dışsal davranışlar olarak ifade edebiliriz. İnsanın her davranışı ruh’un ve nefsin bulunduğu hale göre belirginleşir. İnsanın içsel davranışlarını belirleyen “ din” ve “ ahlak” tır. Çünkü insanın içsel dünyası değerler dünyasıdır. İnsanın dışsal dünyasını belirleyen ise hukuktur. İnsanoğlu dinin tanımladığı insan tanımına karşı kendisi de kendi doğasını tanımlayarak, bu tanımlara dayanarak sistemler geliştirmiştir. Tarih şahit olmuştur ki; insanın kendini tanımlaması, kendi fıtratından sapmalarla doludur. Yani insanın kendi doğasını kendi varsayımlarıyla tanımlaması, insanın yaşadığı dramatik ve trajik sorunlarının da kaynağını oluşturmuştur. Fazla gerilere gitmeden son yüzyılların, modern çağın insan tanımlarına bir bakalım. Batı Avrupa’da insan iki kavramla tanımlanmıştır. Bunlar,”Homo Sapience” ve “ Homo Ekonomicus” kavramlarıdır. Kapitalizm, “ Homo Economicus” kavramına göre düşünülen bir beşeri sistemdir. Kapitalizmin uygulamaları ve bunun sonuçları karşısında geliştirilen sosyalizm, komunizm ise “ Homo Sapience” kavramı merkeze alınarak geliştirilmiş bir sistemdir. Bu iki sistem birbirine karşı gibi görünen , aslında aynı kulvarda at koşturan, materyalist, insan doğasının sadece bir yönünü yani nefs yönünü esas alan sistemlerdir. Her iki sistem insanın ruhsal yapısını dışlayan, ruhsuz sistemlerdir. Bu iki sistem insan doğasını eksik tanımladığı için insanlığa huzur yerine acılar getirmişlerdir. İkiyüz yıllık dünya tarihi bu iki sistemin mücadelesi ile geçmiştir. Bu insanlık için acı bir tecrübedir. Hem de pahalıya mal olmuş bir tecrübedir. İnsan doğasını tam kavrayacak sistemler bulmak mecburiyetindeyiz. Şu anda Kapitalizm dünyayı kasıp kavuruyor. Adeta köpeksiz köyde deyneksiz dolaşıyor, gibidir. Ama öyle görünüyor ki Kapitalizm bir sömürü düzeni olarak son direnişlerini yaşıyor. Eninde sonunda Komunizm nasıl tarihin çöplüğüne atıldıysa, Kapitalizm de bir gün mutlaka tarihin çöplüğüne atılacaktır. Şu bir gerçektir ki insanın varlık yapısını doğru tanımlamayan her sistemin yaşama umudu yoktur. Dua edelim de Allah insanlığı bu gafletten uyandırsın…. Bu haber 5359 kez okunmuştur.
|
Eğer bu haberi beğendiyseniz burdan +1 özelliğiyle habere 1 puan verebilirsiniz.![]() Üye Girişi
![]() ![]() Yazarlar
![]() ![]() Hayırlı Bir Faaliyet; Ufuk Turu Toplantıları 23 Mayıs 2012 ![]()
![]() Röportaj
![]() Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.
Kaynak Yok |
|||||||