
|
|
||||||||
![]() |
![]() Video Galeri
![]() Foto Galeri
![]() ![]() |
|||||||
![]() |
||||||||
| 8 Haziran 2010, Salı 16:14
![]() Sol göğsünün altındaki cevahiri hiç karartmayan dostum Halil ! Endişeler büyüdü bir anda. Kara haberler geldi peşi sıra...Bir de bilinmezlikler vardı, merak, endişe, kaygı ya da adına ne derseniz deyin içinden çıklmaz bir hal vardı.
Oların cansız bedeni gelmeden kara haberleri geldi... Öfke büyüdü, acının tarifi yoktu... Sokakaklara inildi, meydanlar titredi, lanetlendi, kınandı katiller.
Bayrak bayrak tabutların üstüne karanfiller atıldı. Vahşet ilk değildi ve son da olmayacaktı. Ne hesap soruluyor ne de katiller döktüğü kanda boğuluyordu.
***
Ne gariptir ki katillere taşeronluk edenler sert tepkiler ve mesajlar veriyordu. Hatta acıya ortak olmaya da gidiyordu. Ve eşlerini, çocuklarını, kardeşlerini, torunlarını, yeğenlerini, akrabalarını, komşularını, arkadaşlarını, dostlarını yitiren halkımız vardı bizim. Mazlum halkımız, ezilmiş, inanmış, yoksullaştırılmış halkımız....
Onlar hoş görü içinde, metanetle ya da acıyla taziyeleri kabul ediyordu. Alaaddin Us´un dediği gibi; Oy benim yüzü gülmeyenim Oy benim gözleri görmeyenim Oy benim deryayı bilmeyenim Sen halkımsın
***
Elbette herkes sevdiklerini merak ediyordu, ocaklara ateş düşüyordu... Kimi metanetliydi ve o büyük acıya göğüs gerebiliyordu. Şehitler vardı ve bunun için düğün bayramdı. Vahşetten Adana´da payına düşeni aldı. İnsanlar sel olup akktı Çetin Topçuoğlu´nu uğurlamaya...
***
Halil´in bulunduğu gemiyi de vurmuşlardı. Halil sağ mıydı, ölü mü, kayıp mıydı, tutuklu mu, gözaltında mıydı, işkence de mi? Bunca yıllık meslektaşımızdı, arkadaşımız, aile dostumuz, kardeşimizdi... Sonra durumunun iyi olduğu haberi geldi...Bunca ağrının ve sancının orta yerinde yüreğimize bir parça su serpildi.
***
İlk gençlik yılları kabul etmese de yaşından büyük acılarla geçti onun... Hiç tanımadığı insanların mutluluğu için feda edilmiş yılları vardı. Yüreğini hiç kirletmedi, adını kirletmedi, bir namus timsaliydi ve hep öyle kaldı.
***
Benimle çok kavga etti Halil. Evlerine gittiğimde konuşma özürlü papağanını taciz ettiğim için bağırırdı bana. Bir de o, papağan için alınan özel çekirdeklerini yediğim zaman cinnet geçirirdi. ´´Eskiden sırma saçlıymışsın´´ dediğim için sinirlenirdi. (Kendisi şu anda kel) Acıyı sevmezdi. Birlikte yemek yerken bana biber uzatıp acı mı tatlı mı olduğunu kontrol etmemi istediğinde zehir gibi acı biberi tatlı diye ona yedirmiştim.Yüzü kıpkırmız olmuştu ve ´´Seni şimdi mi öldüreyim, yemekten sonra mı şer..siz´´ diye lokantadaki kalabalığın içinde bağıran biriydi. Bir paylaşım sitesinde onu avladığım için buna sinirlenen biriydi.
***
Yıllar önce ayrı ayrı gazetelerde çalışırken birlikte takip ettiğimiz bir haberde bana saldıranları durdurmaya çalıştığı için görüntü alamayan ama haberi benden istediğinde art niyet yok ama başka bir işim çıktığından dolayı bana ulaşamadığı için oldukça tehlikeli olabilen biriydi.
Ve sonra da ben onu arar ev taşımaya çağırırdım. Sinkaf çıkmaz ama ağzından , ´Pislik, terbiyesiz, utanmaz´ gibi kelimeler edip evimi birlikte taşıdığım kişidir Halil...
***
İşte o, Star Gazetesi muhabiri Halil Bilek´in ta kendisidir. O, bizim camiamızın en aydınlık yüzlerinden biridir Adana´da. Tertemizdir, hiç kirlenmemiştir, duygusaldır ama teslimiytçi değildir. Kara gün dostudur Halil Bilek.
Gazze´ye yardım konvoyunda İsrail vahşetinin tanığı olan ve sağ olarak kurtulan Halil Bilek dostuma geçmiş olsun.
O, sol göğsünün altındaki cevahiri hiç karartmadı. Sen hep böyle kal demeyeceğim sana Halil... İstese de zaten hiç kimsenin gücü seni değiştirmeye yetmez ki... Bu haber 4894 kez okunmuştur.
|
Eğer bu haberi beğendiyseniz burdan +1 özelliğiyle habere 1 puan verebilirsiniz.![]() Üye Girişi
![]() ![]() Yazarlar
![]() ![]() Hayırlı Bir Faaliyet; Ufuk Turu Toplantıları 23 Mayıs 2012 ![]()
![]() Röportaj
![]() Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.
Kaynak Yok |
|||||||